Anasayfa Ziyaretçi Defteri Ziyaretçi DefteriZiyaretci Defterine Giris
Mehmet İSPİR
18 Aralık 2007 16:47 | E-90 ULUKIŞLA
Bayram nedir? Mübarek kurban bayramına sağlık ve huzur içinde erişmenizi diliyorum. Peki, nedir bayram? Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca insan, ciğerlerine temiz havayı çekebilme imkânına kavuştuğunda duyduğu huzur bayramdır. Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlıktan çıkan bilir. Yaşadığımız toplumda içinde bulunduğumuz sosyal ve ekonomik sorunları göz önüne aldığımızda gerçek bayramı her gün yaşayabiliriz Eğer; Bir baba evine ekmek götürebiliyorsa, evinde ailesiyle birlikte sağlık ve huzur içinde sofrasını kurabiliyor ve ağız tadıyla çorbasını içebiliyorsa onun için o gün bayramdır. Okula giden çocuğunun ihtiyacını karşılayabiliyorsa, defterini alabiliyorsa, servis tutabiliyorsa bayramı yaşıyordur. Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp sevdiklerimizle geçirdiğimiz her geçen gün bayramdır. Hastanede tedavisini tamamlayıp sağlıklı bir şekilde evine dönen için o gün bayramdır. Sofraya konan yiyeceklerin tadına bakabilen ve afiyetle yiyebilen için o sofra bayram sofrasıdır. Küsken barışmak, ayrıyken kavuşmak, sevgiliyle buluşmak bayramdır. Bir sürpriz paketin içinden çıkan hediye, tatlı bir şekerleme üzerine örtülen battaniye, saçlarını şefkatle okşayan bir anne elinin olması bayramdır. Yeni eve asılan perdeler, alın teriyle kazanılmış rızkın konduğu sofra başında hep beraber oturabilmek bayramdır. Yüklü bir borcun son taksitini öderken sıkılan eller bayramdır. Evde yalnızlığımızı noktalayan komşumuzun sesini duymak, sevgiyle gülümsemesi ve hatırımızı sorması bayramdır. Yeni evli bir çift için nice adağın ardından gelen çocuk sesi bayramdır. Sonrasında gelen ilk diş, ilk söz, ilk adım, ilkyazı, ilk karne bayramdır. Evlatların mürüvvetini görebilmek, eve eli dolu gelebilmek, konu komşuyla yarenlik edebilmek, akşamları hanımla birlikte balkonda çay yudumlayabilmek bayramdır. İhlâsla ibadet edebilmek, nimetlerin şükrünü bilmek, Hamdolsun iyiyim diyebilmek bayramdır. Eski fotoğraflara gururla bakabilmek, emekli olsan bile eski mesai arkadaşlarının yüzüne utanmadan bakabilmek bayramdır. Alnı açık yaşlanmak bayramdır. Ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek, cenaze namazının kılacak ve ardından fatiha okuyacak birilerinin bulunduğunu bilmek bayramdır. Güne gülümseyerek başlayabilmek bayramdır. Bir kitabı bitirmek, bir binayı bitirmek, bir okulu bitirmek, cezaevindeki cezayı tamamlayıp çıkmak, yoğun bakımdan sağlıkla çıkmak bayramdır. Kurak bir yaz günü yağmurun yağması, su sıkıntısının sona ermesi, ekinlerin bol, mahsulün verimli olması bayramdır. Ve şu günlerde şehit ve gazi haberlerinin olmadığı bir günün ardından gönül huzuruyla ve güvenle başımızı yastığa koyabilmek bizim için bayramdır Her şeye kadir olan Yüce Allah, bizleri, doğru yoldan ve sevdiklerimizden ayırmasın! Hayırlı ve bereketli Kurban Bayramları dilerim. Her gününüzün bayram sevinciyle dolması ve bayram olması dileğiyle kalın sağlıcakla. Sizleri çok seviyorum sevgiyle. Mehmet İSPİR
Mehmet İSPİR
07 Aralık 2007 02:54 | E-90 ULUKIŞLA
UFKA BAKIŞ İnsanı yetiştiren ve onu başarıdan başarıya koşturan en güçlü enerji, ufuktur. Fuzûlî\'ye demişler: \"-Boşuna ne diye uğraşıyorsun? Söylenmesi gereken her şey söylendi. Yazılacak ne varsa yazıldı!..\" O da şu cevabı vermiş: \"-Hayır! Benim söyleyeceklerim söylenmedi. Benim yazacaklarım da yazılmadı!..\" İşte bu cevabın içindeki ruh ve ufuk, neticede Türk edebiyatı dünyası üzerine hiç sönmeyecek ve batmayacak bir güneşin doğmasına vesile oldu. Aksi hâlde edebiyatımız Fuzûlî gibi muhteşem bir şairden mahrum kalacaktı... Aynı hâdise Şeyh Gâlib\'in başından da geçer. Ona da: \"-Öncekiler her şeyi söyledi ve yazdı! Artık onlardan daha güzelini söyleyip yazmak imkânsız!\" derler. Şeyh Gâlib de: \"-Hayır! Her zaman için daha güzelini yazmak mümkündür. Her zaman için yazılacak yeni şeyler vardır.\" cevabını verir. Çünkü Yaratan, her ağaca ayrı bir tomurcuk verir ve bu tomurcuklar, aynı meyveleri veriyor görünseler de bütün ağaçlar birbirinden farklı bir yapı arzederler. Dolayısıyla her ağaç kendine verilen imkân ve kâbiliyeti görmeli ve izhâr etmelidir. Aksi hâlde Necip Fazıl merhumun dediği gibi: Tomurcuklarının derdinde olmayan ağaç, odundur!..ATATÜRK, Fuzûlînin hâlleri de, bir mânâda tomurcuklarının derdinde olan verimli bir ağacın misâli gibidir. Işte bugün yetişen genç nesil için elzem olan ufuk!.. Şunu ifade etmek istiyorum: Bütün varlıklar, ancak ayaklarının büyüklüğü nisbetinde adım atarlar. Fakat insanoğlunun adımları ise, ayaklarının değil, ufkunun büyüklüğü ve genişliği ölçüsündedir. Hazret-i Yûsuf\'a, içine düştüğü kadın fitnesi karşısında zindan daha hayırlı göründüğü için onun hakkında zindan hükmü tahakkuk etti. Peygamber Efendimiz -sallâllâhü aleyhi ve sellem-\'in ufku ise, Tâif imtihanında yedi kat gökleri aştığından mîrâca nâil oldu. Dolayısıyla bütün insanlık, umumiyetle ufuklarının gezip dolaştığı yerlere yönelir ve yöneldiklerini elde eder. Onun için insanın dış âlemde başardığı her şey, iç âleminde başarabildiğidir. Fetihten sonra Fâtih Sultan Mehmed Han\'a sorarlar: \"-Sultânım! Niçin Istanbul\'u fethettiniz?\" Ulu Hakan şu cevabı verir: \"-İstanbul beni fethettiği için...\" Yâni büyük fetih, karşılıklı olarak Fâtih Sultan Mehmed Han\'ın önce içinde tamamlanmıştır. O, bu sebeple Bizans Imparatorunun gönderdiği elçiye: \"-Kralına söyle; benim yapabildiklerime onun hayalleri bile erişemez!..\" demiştir. Çünkü başarının %5\'i yapmayı bilmekten, %95\'i yapabilmekten geçer ve insan da ancak yapabileceklerini gerçeklere paralel olarak hayâl eder. Yapabilmek ise, ufkun, hakîkate uygun bir genişlemeyle uzanabildiği nisbete bağlıdır. Ufku kendi içinde bir çukura saplanmış kişinin başarabileceği ile ufku yüce dağları aşan bir şahsın muvaffakıyeti arasında dağlar kadar fark vardır. Kısacası iç âleminde zafer kazanan bir irâdenin dış âlemde kazanamayacağı zafer yokken, iç âleminde mağlûb bir kimsenin de dış âlemde elde edeceği hiçbir gâlibiyet yoktur. Tarihin engin sayfalarında dolaştığımızda, yükseliş ve çöküşlerin arka plânlarında hep bu gerçeği görmekteyiz. Türk milletinin zirvelere doğru tırmanışını hızlandıran ve lider şahsiyetlerin çok üstün vasıf ve inkişaflarla yetişmesini temin eden Kutadgu Bilig adlı eserin yazılış tarihi 1070\'li yıllardır. Eser devamlı olarak daha ötelere ulaşabilmenin imkân ve ehemmiyetini gösterir. Der ki bütün bir nesle: \"Sen ilimle göklere de çıkabilirsin!\" Gerçekten de bu ufukla Türk milletinin astronomi sahasında yetiştirdiği dev şahsiyetler, hâlâ dünyanın uzay araştırmaları hususunda önünde eğildiği nâdir insanlardır. Uluğ Bey ve Ali Kuşçu gibi büyük ilim adamları bu ufkun iklîminde yeşermiş çınarlardır. Bu ufuk, devamlı bir yükseliş, terakkî ve ilerlemeye vesile olarak sayıyız keşif ve buluşlara imza attırırken daha sonra beyinlerde yaşanan daralma ve durgunluk da, büyük bir çöküş ve küçülüşe imza attırmıştır. Nitekim Kutadgu Bilig\'in 1070\'li yıllarda verdiği ufuktan yaklaşık dokuz yüz yıl sonra yaşanan çalkantılar ve beyin daralması neticesinde bugünkü hâlimiz ortadadır. Bilmelidir ki, rüyaları gerçekleştirmenin en kestirme yolu da, uyumamaktır. ATATÜRK,Mevlânâlar, Yunuslar ve Fâtihler gibi yarının insanları olabilmek istiyorsak, dünler ve bugünlerle oyalanmamalıyız. Geçmişten hisse alıp geleceğe yüksek bir ufukla beraber yürümesini bilmeliyiz. Aksi hâlde aklen, fikren ve rûhen kısa boylu insanların yanıltıcı gölgelerinde akşamlarız. Böyle kısa boylu insanlar ki, eğer bir yerde uzun gölgeler veriyor bir hâldeyse, o zaman orada güneş batıyor demektir... Ama insanlar kendilerini yüce ufukların kanatlarına teslîm edip madde ve mânâsıyla gökleri de aşmışsa, bu durumda da güneş hiç batmayacak demektir... Ulaşmalı diyorum, bu engin ufka gencin gözü ve eli... Gençlik, ufuklarla sözleşmeli... Çünkü; Gidebildiğimiz yer, ufkumuzun bulunduğu yerdir. Sevgiyle kalın E-90 ULUKIŞLA 'dan selamlar sizleri çok seviyorum
muhammet ardıç
04 Aralık 2007 20:59 | zonguldak
tüm kadirlilere selamlar.. kadirlide görev yapan değerli öğretmen arkadaşlarıma..mehmet serçe. hakan durmuşoğlu ve felsefe öğretmeni Mehmet Alıcıya SELAMLARIMI İLETİRİM..(ve adını saymadığım arkadaşlarıma)telefonları değişmiş herhalde. ulaşamıyorum.. ALICI ARKADAŞIM..akdeniz_toros@hotmail.com benim msn adresim saygılarımla.. MUHAMMET BEY VEFANIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUZ
ali osman uyduran
03 Aralık 2007 11:07 | london
güzel kadirliye selamlar
AYŞE GÜL ALICI
02 Aralık 2007 16:39 | KONYA
SELAMLARRRRRR!!KONYADA KADİRLİLİLER DERNEĞİ VAR MIII?? ![]() DEĞERLİ AYŞEGÜL, ŞU AN KONYADA KADİRLİLİLER DERNEĞİ VARMI BİLMİYORUZ. KAVAK ŞUBESİ OLABİLİR
MEHMET İSPİR
21 Kasım 2007 14:55 | E 90 ULUKIŞLA
24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ İnsanın yaşamdaki ilk yardımcıları anne, abla,ağabey,nine ve dedesidir. Büyüyüp gelişen çocuk bilgilenme sürecine girer. Bu nedenle aile içi eğitim ve öğretim yetersiz kalır. Çocuğun bu döneminde ihtiyaç duyduğu bilgileri, ancak okulda öğretmen klavuzluğuda sistemli bir eğitimle olacağı ve yönlendirileceği somut olarak ortaya çıkmıştır.Okulun ve öğretmenin devreye girmesiyle ailenin de bu konuda sorunu çözülür. Bir ulusun çağdaş ülkeler düzeyine erişebilmesi; eğitim ve öğretimin kaliteli ve bilimsel yöntemlerle yürütülmesi ile ancak mümkün olabilir. Eğitim sorunlarını çözen uluslar; kültür, sanat, bilim, teknoloji, sosyo-ekonomik alanında da kalkınmış ve ilerlemiştir. Eğitime gereken önem ve ilgiyi göstermeyen uluslar, başka ulusların kölesi olmaya mahkumdurlar. Kalkınmanın temel şartı eğitim ve öğretimdir. Öğretmen; insanları eğitmeyi ve öğretmeyi meslek edinen, eğitim kurumlarında çocuk ve gençlerin eğitim öğretimlerine rehberlik eden, yön veren ve yaşam hazırlayan kimsedir. Öğretmenler gününün amacı öğretmenin toplumdaki yeri ve rolü önemi ve değeri nedir, sorunlarını belirlemek ve öğretmeni olması gerekli yüce oruna oturtmaktır. Öğretmenlerin kendi aralarında bağı kuvvetlendirmek, öğrencileri ile aralarındaki sevgi, saygı ve dayanışmayı güçlendirmektir. Emekli olan öğretmenleri saygıyla anmak ve yeni atanmış öğretmenlere mesleklerinin kutsal bilincine varmalarını sağlamaktır. İşte, Öğretmenler Günü, bu fedakar öğretmenlerimizin kıymetini bir kez daha düşünüp anlamamızı sağlayan önemli bir gündür. Öğretmenlerimize duyduğumuz saygı, sevgi ve şükranlarımızı dile getirmek için bu günü fırsat bilmeli ve bu duygularla, onların ellerini öpmeliyiz. Okulu bitirip hayata atıldığımız zaman, bizi bu günlere hazırlayan öğretmenlerimizi hatırlamak, ziyaret etmek ya da bir telefon, kart veya mektupla hatırlarını sormak onlar için en büyük ve en değerli armağan olacaktır.
Mehmet(memoş) GÜVEN
18 Kasım 2007 07:21 | KADİRLİ
Yav gardaş yollar çok bozuk araba bile kullanamıyoruz hertaraf çukur.Olmi böle Burdan belediye başkanına ve kaymakama seslenmek istirem.Lütfen yollar çabık yapılsın trafik çilesi bitsin
ferit
11 Kasım 2007 05:09 |
kadirlinin en güzel insanı atilla parmaksız abimesevgi saygılar
zeynep
10 Kasım 2007 12:12 | gaziantep
resimli belgeseller iyi olsada yazılı bilgiler yok.ben odev hazırlamak istiyordum memleketim hakkında ve memleketimi en güzel bu şekilde tanıtmak istemiştim ama ne kadili.org da nede busite de dişe dokunur bişeyler bulamadım.daha ozenlı daha güncel yayın yapılabilirdi.sadece resim ve samimiyet yeterli degil lutfen arkadaslarımada tavsiye etmekten cekinmeyecegim site hazırlayın ve eger yapıyorsanız iyi 1 site yapın.ben memleketimi tanıtacak daha duzgün bilgiler OKUMAK isterim.calısmalarınızın yenilenerek basarıyladevam etmsini dilerim.iyi gunler Sayın Zeynep Hanım ; Sitemize Göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı teşekkurederi sitemiz içerisinde gezinirken ilçemiz kısmına tıkalrsanız bu kısımda herturlu yazılı dokumanı bulabilirsiniz . Ödevinizi araştırmasını yaparken lutfen sitemizdeki arama motorlarını kullanınız daha sağlıklı bilgilere ulasabilirsiniz saygılarımızla
mustafa temiz
04 Kasım 2007 11:22 |
ramazan bayramında kadirlideydim sokakları hiç temiz bulmadım hele caddelerde otopark gibi yürünmüyor.çarebulunursa seviniriz . goodbyeeee 134 Ziyaretci Defteri Kayitlari |
|
|
|
DEĞERLİ MEHMET BEY, GÖRÜŞLERİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ